Markadoktoru Röportaj

Makale

MARKA ŞEHİRLER YARATMAK

Marka Sehirler Yaratmak

Biz ne kadar anlatırsak anlatalım TÜRSAB ve Bakanlık verilerine göre Turistlerin %72'si "Marka Şehirleri" tercih etmekte…

Diğerleri ise kalanı paylaşmakta…

Bu satın aldığımız hizmet ve mal markalarının cirolarında da böyle değil mi?

"Marka İnsanların" 2 saatlik konuşma ücretleri bugün 5000 USD'nin üzerinde… Biliyorsunuz konuşmacı ajansları artık değerli konuşmacıları çeşitli kongre ve konferanslara pazarlıyor. Bunların en önemlisi de FARKLI EĞİTİMLER AKADEMİSİ… Buraya üye olan 100'e yakın değerli eğitmen ve girişimci, artık ulusal ve uluslar arası konferanslarda konuşmacı… Mesleğinde en iyiler artık saat başına çok ciddi rakamlar talep ediyorlar.

Garbaçov, Doğan Cüceloğlu, Şerif İzgören, Fatih Terim, Balçiçek İlter, Hulusi Derici; sadece MARKA isim olduklarından tercih edilmekteler.

Tabi Marka isim olmak o kişilerin yıllarını almakta… Basınla sağlıklı iletişim ve binlerce detay içerek iyi ilişkiler sonucu biz sadece suyun üzerinde kalabilen kısımları görmekteyiz. Ama bir de sabun köpüğü formatında çıkıp inenler var ki, onların detaylarını Kenan Ağabey (Erçetingöz) daha iyi bilir. Her yıl ünlü olan ve ardında iz bırakmadan giden cicişler formatında ülkeye değer katan pek çok ünlü de yok değil elbette…

Şehirlerin markalaşması konusuna dönecek olursak… Belediye başkanlığı seçimleri yaklaşırken bence çok önem verilmesi gereken bir konu bu.

Bazı noktalar nasıl markalaştılar; yıllar içinde hepimiz izledik: Alaçatı mesela… Orada eskiden eşekler dolaşırdı. Tüm sosyete şu anki Sherator (eski Turban Oteli) yanındaki 2. Kapıda ve akşam üzerleri de Nedim Demirağ'ın mekanlarında demlenirken, son 10 yılda Alaçatı sokakları ve butik otellerinin gazı Türkiye'yi sardı. Biliyor musunuz, sadece Alaçatı da 279 adet butik otel var. Ve bu oteller artık satış fiyatlarını kırmaya başladılar. Trend artık değişme noktasına doğru tükeyiciyi hızla götürmekte. Eskiden yurtdışında tatil yapmak pahalıydı; şimdi Alaçatı'da veya Nişantaşı' nda yemek yemek, Avrupa'nın pek çok şehrine göre daha pahalı.

Geçenlerde TÜRSAB heyeti olarak gittiğimiz Ukrayna'nın Liviv şehrinde 3 günlük toplam maliyetimiz, uçak ve otel hariç 200 USD oldu. Yani Alaçatı'da sadece akşam yemeğinde 2 kişi bırakacağınız rakama eşit hale geldi.

Üstelik vize yok; daha da önemlisi şehrin belediye başkanı ve THY Liviv yöneticileri bizzat yanımızdan ayrılmadılar. Artık yerli turisti "sağılacak inek" olarak gören zihniyetin yok edilmesi ve turizmin kabuk değiştirmesi zorunlu.

Çeşme' de zaten İzmirliler'in yazlıkları var. Oteller, "1 yılın acısını 8 hafta sonu süren sezonda İstanbullu' dan nasıl çıkarırım?" mantığında olacaksa, yerli turist pek çok alternatif mekana gider. Bugün sadece ETS ile ortalama 300.000 kişinin gezdiğini biliyor muydunuz? ETS markası İzmir' e ilk geldiğinde ATS otobüsleri ile karıştıran iç turizm müşterileri şimdi 199 USD'lik Yunan Adaları turu için sıraya girip isim yazdırmaya çalışmaktalar. Bu arada Tura Turizm, Pronto Tur, Jolly Tur, Anıtur gibi Türk insanının risk alarak yurtdışına taşıyan değerli tur operatörlerini unutmamak lazım!

THY, Atlas Jet (Ets'nin), Pegasus (catering sunmasa da) vb kurumlar, Türkiye'yi temsil eden markalar.

Bildiğimiz üzere Do- co, THY'deki gıda başarısıyla dünya genelinde başarı ödülü aldı. Aynı zamanda TH'de marketing de ödül aldı.

Eskiden şapkayı çıkarıp oy toplayan ülke ve şehir yöneticilerimiz vardı. Şimdi artık fark getirmenin önemini parti yalakalıkları sistemine girmeden de yapabileceğini ispat eden yeni jenerasyon belediye başkanlarımız ülkemiz için umut vaat etmektedir.

Mesela; Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer.
Mesela; Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen.
Mesela; Alaçatı Belediyesi.
Mesela; Eski Foça Belediyesi.

Ama Anadolu'da sistemden çok halen din sömürüsü ve çıkar ilişkileri gündemde…

Bu arada artık butik oteller ve restoranlarla ilgili çok değerli gazetelerdeki çok değerli köşe yazarlarının ağırlanmasıyla yazılan yazıları okurken iki kez düşünmenizi hatırlatmak isterim. Artık pazarlama, ilanlarla değil haberlerle olmakta. İşi bilmeyen, sadece bir köşe tutmuş diye kont olarak apırkanan yazarların suratına işsiz kaldıklarında kimse bakmıyor.

Bundan sonra ilk hedefimiz, bir gusto-degustatör unvanı almak olmalı.